Düz Mantık
“Mizah, İsyan, Samimiyet ve Harmoni”
Düz mantık grubu nasıl bir araya geldi? Nasıl tanıştınız?
Ozan: “’Düz Mantık’ın şu anki kadrosu aslında geçmişten gelen bir tanışıklığa dayanıyor. Gökhan’la lise yıllarından beri arkadaşız, Cem’le ise üniversite sonrası, 2010’lu yıllarda tanıştık ve dostluğumuz o dönemden geliyor. Düz Mantık, üçümüzün bir araya gelmesine vesile oldu.”
Punk müzikle tanışmanız nasıl oldu, bu müzikal yolculuk nasıl başladı?
Cem: “Punk müzikle çocukluk yıllarımda tanıştım. Aslında önce metal müzik dinliyordum, ama metal dinleyince punk, rock gibi yan janralara da ister istemez kayıyorsun. Net hatırlamıyorum ama abim de dinlerdi, sanırım ondan da bana geçti. Muhtemelen 5 yaşından beri dinliyorumdur.”
Gökhan: “Ben de müziğe metal ile başladım ama gitar çalmaya başlayınca punk, emo gibi türlere de yöneldim. Müzisyen olunca ‘esnaf müziği’ dediğimiz şeylere de ister istemez bulaşıyorsun ama gönlümüz hep punktan yana.”
Ozan: “Düz Mantık da zaten punk, rock, ska gibi türleri temsil eden bir grup. Tabii son zamanlarda biraz değişim var, sound biraz daha mainstream ve rock’a kayıyor. Mesela son bestemiz daha çok grunge havasında oldu.”
Kurulduğunuz yıllarda punk rock sahnesi nasıldı? Bu ortam müziğinizi nasıl etkiledi?
Ozan: “O zamanlar Kilink, Second, Less gibi gruplar yeni çıkmıştı, hepimiz o döneme nostalji duyuyoruz çünkü underground ve amatör gruplar açısından çok hareketli bir zamandı. Ankara’da Dengesiz Herifler gibi gruplar vardı mesela. Biz de onlarla iletişim halindeyken kurulduğumuz için punk müziğin içine daha fazla girdik. Punk, zor tarafları olsa da temelde daha basit bir tür. Onlarla birlikte beste çalışmaları yapmamız da bize büyük bir etki bıraktı. O dönemlerde Gökhan’ın da bir grubu vardı hatta.”
Gökhan: “O yıllarda Düz Mantık, Soygun, Kilink, Kaygan Zemin ve benim grubum Roket vardı. Ozan’ın dediği gibi, o dönemler gerçekten daha hareketliydi. Hepimiz ayrı ayrı televizyonlara çıkıyorduk. Benim MySpace’te ‘Sinek’ diye bir grubum bile vardı, hatta ‘Bırakma’ şarkısı 750 bin dinlenmeye ulaşmıştı. Bahsettiğimiz grupların çoğu MySpace sayesinde patladı ama site kapanınca hepimiz dağıldık. Tabii yine de hâlâ o dönemin ekmeğini yiyoruz.”
Cem: “Benim de Seaside Suicide diye bir grubum vardı, daha çok punk rock temelliydi. Hatta Kilink’in davulcusu Anıl bizim de arkadaşımızdır, onunla birlikte çaldık. Şu an Kristal Kit adında bir grubum var, orada gitar ve vokal yapıyorum. Düz Mantık’la birlikte yürütmeye çalışıyorum.”
Düz Mantık 20 yıldır sahnede ve Türk punk sahnesinin önemli gruplarından biri. Bu uzun yolculuk boyunca grubun en büyük değişimi ne oldu?
Cem: “Ekibin değişmesi, özellikle dinamizm açısından büyük bir dönüşüm oldu. Bunun yanı sıra müzikal olarak da değişimler yaşadık; ton değişti, kayıtlar ve aranjeler daha güçlü hale geldi. Farklı janralara kayışlar olabilir, çünkü müziğimiz daha olgun bir noktaya evriliyor ve evrilmeye de devam edecek gibi görünüyor. Dinlediğimiz müzikler de değiştiği için doğal olarak yaptığımız müzik de değişiyor. Ama bu değişim tamamen kalite odaklı bir gelişim diyebiliriz.”
Müzikal tarzınızı ve çalım tekniğinizi nasıl geliştirdiniz? Grup içindeki müzikal uyumunuzu nasıl sağlıyorsunuz?
Ozan: “Son dönemde daha fazla konser verdiğimiz için birbirimizi de daha iyi tanımaya başladık. Tabii konserlerimizin ve yeni şarkıların da devamı geleceğinden, bu yönde çalışmalarımız var. Amacımız her zaman bir adım ileri gitmek. Bu süreci amatör ruhu tamamen kaybetmeden daha profesyonel bir seviyeye taşımak istiyoruz. Bu noktada da Cem’in prodüktörlüğü önemli bir rol oynayacak.”
Şarkılarınızda mizahi bir anlatım ve enerjik bir tarz dikkat çekiyor. Bu üslubu nasıl geliştirdiniz ve dinleyicilerinizden nasıl tepkiler aldınız?
Ozan: “Tabii yazdığımız sözler daha çok 13-14 yaşlarındayken kaleme aldığımız şeylerdi. O dönem Lombak, L-Manyak gibi dergileri çok okurduk, Umut Sarıkaya’ya da ayrı bir sevgimiz vardı. Doğal olarak onların mizah anlayışından etkilendik ve şarkılarımızı da absürt bir dille yazdık. O zamanki ekiple böyle bir tarzımız vardı. Hatta ‘Yalan Olsun’ şarkısının sözlerini sınıftan bir arkadaşımızla birlikte yazmıştık. Yani hep mizah ve komedi anlayışıyla şarkılar yaptık ve bu tavrı koruduk. Bu da dinleyicilerimizde pozitif bir etki yaratıyor, insanlar şarkılarımızı gülerek dinleyebiliyor. Mizah, yıllar içinde kaybetmediğimiz bir çizgi oldu.”

Yıllar önce TürkMax kanalındaki bir programa katıldığınızda müziğinizin türünü anlatmak için ‘cıvık’ kelimesini kullanmıştınız. Şarkılarınızda belirli bir formül olduğunu düşünüyor musunuz? Sizce müziğiniz hâlâ ‘cıvık’ mı, yoksa zamanla değişti mi?
Ozan: “Yeni şarkılarımızdan ‘Meziyetlerim Ortada’ mesela tam anlamıyla ‘cıvık’ bir parça. Aslında onu da bu yaşlarımızda yazdık ama eski Düz Mantık’a bir göndermeydi. Tabii artık daha ciddi bir tavırda yazılmış şarkılarımız da var. Farklı tarzlara yönelme fikrimiz de her zaman gündemde.”
Cem: “Zaten Ozan’ın yazdığı sözlerde hep bir mizah duygusu var ve bu da kolay kolay kaybolacak gibi değil. Ama yeni şarkılar için daha olgun bir tarz benimsediğimizi söyleyebiliriz.”
Grup üyelerinin bireysel müzikal zevkleri ve ilgi alanları Düz Mantık’ın müziğine nasıl yansıyor? Farklı müzikal etkileriniz şarkılarınıza nasıl etki ediyor?
Cem: “Ben aslında her şeyi dinliyorum. Tabii ki farklı müzisyenler ve gruplar da beni etkiliyor; beste yaparken, aranje ederken, söz yazarken veya prodüksiyon sürecinde bu etkileri hissediyorum. Dinlediğim grupların müziğime yansıması doğal bir şey. Mesela ben büyük bir Queen’s Orchestra hayranıyım, ama doğrudan onları taklit etmiyorum. Yine de, yeni yaptığımız Düz Mantık şarkısına biraz o etkileri kattığımı söyleyebilirim.”
Gökhan: “Yaklaşık 7-8 yıldır beste yapıyorum, elimde hazır punk/rock bestelerim var ama henüz işlemedim. Onları daha elle tutulur hale getirdiğimde Cem ve Ozan’la da paylaşacağım. Açıkçası uzun zamandır bir punk grubunda çalmıyordum ve o kadar özlemişim ki sahnede resmen çıldırıyorum, aç köpek gibi! Aşırı keyif alıyorum. Tabii ki yeni şeyler dinliyoruz. Bunun dışında pop projelerinde de çaldığım oluyor, bazen dandik dandik şeyleri bile dinleyip çalıyorum maalesef. Ama bu da Düz Mantık’ı benim için daha kıymetli kılıyor çünkü gerçekten yapmak istediğim şey bu. Mesela ben de büyük bir Deftones hayranıyım, punkla doğrudan alakası olmasa da sahnedeki performansımı kesinlikle etkiliyor. Enstrümana hâkim olunca ve doğaçlama da işin içine girince her şey güzel bir şekilde harmanlanıyor.”
Konserlerde ya da sosyal medyada dinleyicilerinizle nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
Temmuz: “Bizi dinleyenlerle her zaman organik bir ilişki içinde olduk. Dinleyicilerimiz bir şekilde bizi sosyal medyada buldu, keşfetti. Onlarla çay içtiğimizi, bira içtiğimizi hatırlıyorum; Kadıköy’de ya da başka şehirlerde buluşmalarımız oldu. Bizi dinleyenlerin bizimle iletişim kurması, şarkılarımızla ilgilenmesi müthiş bir duygu. Genellikle ergenlik döneminde keşfediyorlar ve lise yıllarında dinlemeye başlıyorlar. Bu yüzden dinleyicilerimizle aramızda lisevari, samimi bir bağ var. Yıllar geçse de hâlâ dinlediklerini görmek çok güzel. Şimdilerde bu kitleyi büyütmeye odaklandık, takvimimizin yoğun olmasının sebebi de bu. Son konserde bunu net bir şekilde hissettik; şarkılarımızı bilen, bizimle birlikte söyleyen birçok insan vardı. Böyle bir geri dönüş almak inanılmaz bir his.”
Türk punk rock sahnesinin günümüzdeki durumu hakkında ne düşünüyorsunuz? Yeni nesil punk gruplarını takip ediyor musunuz?
Temmuz: “Asperger, Sünger Punk ya da Kilink gibi grupları tabii ki biliyoruz. Bu camiada herkes bir şekilde birbirine denk geliyor. Ben de çaldım, Gökhan da Cem de… Mutlaka aynı sahneyi paylaştığımız gruplar oluyor. Yakın zamanda Asimptot’la çaldık, gerçekten çok keyifliydi. Yeni gruplar arasında da çok iyi örnekler var. Sünger Punk mesela bizi çok güldürüyor, hatta konserimize gelmişlerdi, orada tanışma fırsatı da bulduk.”
Günümüzde bilinen punk grupları arasında yer alıyorsunuz. İlk başladığınızdaki anonimliği özlüyor musunuz? Daha çok bilinmesi sizin müzik yaparken denediğiniz şeyleri kısıtlıyor mu?
Cem: “Hayır, kesinlikle kısıtlamıyor. O amatör ruhu hâlâ koruyoruz. Tabii ki beste yaparken her zaman kendimizi ileri taşımak istiyoruz. Yaş aldıkça işler daha da olgunlaşıyor, hayallerimiz ve hayatlarımız değişiyor. Bu da doğal olarak müziğimize yansıyor. Biz zaten hep bu sürecin içindeyiz, sürekli bir şeyler üretiyoruz. Bu hiç durmayan bir döngü, sadece zamanla bakış açımız değişebilir. Ama ne kadar değişirse değişsin, aynı samimiyeti koruduğumuz kesin.”
Türkiye’de insanların punk müziğe bakış açısı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Temmuz: “Türkiye’de punk hâlâ yaşayan bir kültür ve yeni nesilde de bunun devam ettiğini görmek beni mutlu ediyor. Bu güruhta bir diriliş var ve punk kitlesinin var olmaya devam edeceğine inanıyorum. Tabii toplumda punk’a karşı hep bir önyargı oldu. Sokakta, orada burada hayranlarımızın sırf görünümleri yüzünden dayak yediğini hatırlıyorum. Esnaf da sevmez mesela. Anarşik tavırlı insanlara karşı genel bir mesafe var. Ama buna rağmen, punk dinleyen ve bu kültürü sahiplenen bir kitle hep var oldu ve olmaya da devam edecek.”
Şarkılarınızda adını duyduğumuz Remzi kim?
Ozan: “Remzi bizim hayali bir karakterimiz. Ayça da öyle mesela. Gençken ürettiğimiz bazı karakterlerden biri. Remzi aslında toplumdaki o kabadayı tiplemesini, mahalle abisi figürünü temsil ediyor. Sonuçta herkesin arkasını kollayan bir Remzi’si vardır. Biz de bu yüzden onu şarkılarımıza koymak istedik.”
Gelecekteki projeleriniz ve hayalleriniz nelerdir? Düz Mantık’ı önümüzdeki yıllarda nerede görüyorsunuz?
Cem: “Daha iyi kayıtlarla, daha güçlü işler yaparak, daha büyük sahnelerde, daha iyi sistemlerde ve daha büyük kitlelere çalabilmek en büyük hayallerimizden biri. Hem yurt içinde hem de yurt dışında sınırlarımızı zorlamak istiyoruz. Umarım her şey istediğimiz gibi olur.”
Röportaj Direktörü:
Havva İrem KARADUMAN

