Gizem Şahingil: Oyuncu Koçu ve Eğitmeni
“Seyircinin gözlerindeki o parıltıyı görmek benim en büyük tutkumdur.”
Gizem Şahingil kimdir? Bize kendinizi tanıtır mısınız?
–1988 yılı Ordu doğumluyum. İlkokul, ortaokul ve lise öğrenimimi İstanbul’da tamamladım. İstanbul’da yaşadığım süreçte tiyatro ile tanıştım ve o andan itibaren artık hayalim oyuncu olmaktı. Konservatuar bölümünün seçmelerini kazanmıştım ama ailemin isteği üzerine Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde kazandığım İstatistik bölümünü okudum. Üniversiteye geldiğim an hayallerim için kaldığım yerden çabalamaya devam ettim, profesyonel hocaların oluşturduğu bir ekipten yaklaşık 4 yıl süren bir oyunculuk eğitimi aldım. Eğitim aldığım sırada 2.Üniversitem Atatürk Üniversitesi’nde, İş Sağlığı ve Güvenliği bölümünü bitirdim. Yine oyunculuk eğitimi aldığım bu dönemde kurumların açmış olduğu yetenek sınavlarına girerek yaratıcı drama formatörlük ve oyunculuk eğitimi tamamlama belgelerimi aldım. Üniversitem biter bitmez iş hayatına atıldım, özel sektörde 9 yıl çalıştım ve veri analizi uzmanı olarak görev yaptım. O zamanki yaşantımda olmak zorunda olduğum kişiydim, olmak istediğim kişi olabilmek için işimden istifa ettim. Eskişehir Odunpazarı ve Tepebaşı Belediyesi’nde oyunlar sergiledim, birçok profesyonel oyuncunun asistanlığını yaptım ve yönetmen yardımcısı olarak görev aldım. Şu anda halen şehir tiyatrolarında profesyonel olan bir oyuncunun asistanlığını yapmaktayım.
Hayatınızın dönüm noktası ne oldu? Hangi evreden sonra yeniden doğup bambaşka bir Gizem Şahingil oldunuz?
–Olmak istediğim kişi olabilmek uğruna çaba verdiğim o dönem diyebilirim. Aile baskısı üzerine kurulmuş bir hayat, istediğim yaşantı bu değildi. Bu yaşantının içinde istediğin mesleğin temellerini örmek bir hayli zordu. Ne olursa olsun tiyatroyu hayatımdan hiç çıkarmadım, çıkardığım an mutsuz olacaktım. Sevgilisine kavuşmayı bekleyen aşık gibi bekledim hayallerime, sahneye kavuşacağım sahnede olacağım o anı. İş çıkışlarında tiyatroya koşa koşa giderken sabah işe ayaklarım geri geri gidiyordu. Eşimde, bende istediğimiz hayatı yaşamıyorduk evlenir evlenmez işlerimizden istifa edip bize yuva olacağını -o zamanlar- tahmin bile edemeyeceğimiz KİM SAHNE’yi açtık. Mutlu olduğumuz hayatı yaşamak için kolları sıvadığımız o an, benim hayatımın dönüm noktasıdır.
Neden Tiyatro? Nasıl tiyatroya yöneldiniz, tiyatroya yeteneğiniz olduğunu nasıl
keşfettiniz?
-Çünkü tiyatro hem kendimi kaybettiğim hem de kendimi bulduğum yerdir. Kendi benliğimden soyunup bambaşka karakterlere giyinirken hissettiğim o tutkudur. Özgür olduğun yerdir, tiyatroda ne istersen kim istersen o olursun. Farklı farklı karakterlere, başka pencerelerden ışık tutmaktır bir anlamda. Bunların yanında en çok da tiyatronun disiplini cezbetti beni. İnsanın o sahnede kendini tanıması, kendini bulması, ekip içinde mükemmel bir kompozisyon olması, bireysellikten uzak aslında bir beraberlik ürünü olması beni tiyatroya daha da aşık eden, yönlendiren etkenlerdir. Aslında tiyatroya yeteneğim olduğunu kendim keşfetmedim, küçüklükten gelen bir taklit yeteneği hep vardı. Babam her zaman destekledi, bendeki yeteneği hocalarım ve ailem fark etti. Sonrasında yönlendirmeler yaptılar, benimde hayalim bu olduğu için kendi bölümümü okurken eğitimlerle bu yeteneği destekledim.
“Tiyatro” sizin için ne demek? Tiyatronun Gizem Şahingilcesi nedir?
-Tiyatro denilince direkt aklıma “tutku” ve “aşk” geliyor. Ben üretmeyi seven bir kadınım, o yüzden hayatımda tiyatro var. Tiyatronun üretme sürecinde aklınıza gelen fikirler, ekiple birlikte yapılan beyin fırtınası, olağanüstü şeyler yaratma gücü, karakterlerin ne giydiğini, nerede yaşadığını tasarlayabilme bunların hepsi tiyatronun bir parçası olabilir. Aynı zamanda Gizem’in de bir parçası, çünkü tiyatronun bu yanları benim karakter özelliklerimi yansıtıyor. Tiyatroda kendimi buluyorum demem mecazi değil aslında. Tiyatronun en sevdiğim bir diğer yanı seyircileri o bizi izledikleri süre boyunca zamansız bir an yaşatmak. Nerede olduklarını, ne zamanda olduklarını unutturup bir anlık da olsa kendi dünyalarından koparıp bizim dünyamıza çekmek, bizimle bu dünyanın içinde yaşamalarını sağlamaktır, tiyatronun Gizem Şahingilcesi. Seyircinin gözlerindeki o parıltıyı görmek benim en büyük tutkumdur.
İdolünüz kimdir ve sebebi nedir?
-Ahmet Mümtaz Taylan hayranıyım, bir kadın olarak erkek bir idolüm olması garip karşılanabilir tabii. Aslında bu kişiyi biraz araştırırsanız onun da tiyatroyla boğuşmuşluğu olduğunu görürsünüz. Dramı olsun, komedisi olsun her haliyle kendine hayran bıraktırıyor. Tiyatro ile münasebeti olsun kendime yakın görüyorum. Ah, elbette Haluk Bilginer’le de kapışır benim hayranlığım hususunda. Bunları söylerken kendi hocalarıma da vefasızlık yapmak istemiyorum, birçok profesyonel hocadan ders aldım hiçbirini birbirinden ayıramam o nedenle tüm hocalarım benim idolümdür.
Tiyatrodan önce ne işle meşguldünüz ya da hayatınızda tiyatro olmasaydı şu an ne olurdu?
-Özel sektörde veri analizi uzmanı olarak görev yapıyordum. Hayatımda tiyatro olmasaydı mutsuz, sıradan biri olurdum. Kendi istediğim hayatı yaşayamaz, istediğim kişi olamazdım. Varoluş nedenimi canlandıramazdım. Şimdi bile bir sebepten hayatımda tiyatronun olmama ihtimali beni ciddi anlamda korkutur. Ne olursa olsun tiyatrodan uzak bir Gizem düşlemek imkanlı gelmiyor bana, bir şekilde yine de kolundan bacağından tutardım tiyatronun kendi dünyamda oynardım.
Tiyatro için bir eğitim aldınız mı? Aldıysanız eğer kimlerden aldınız?
-Evet, şehir tiyatrolarının oluşturduğu bir ekipte profesyonel hocalardan eğitim aldım. Bu eğitim sürecinde bazı hocaların dediğini başka hoca kabul etmiyordu, bu da bize farklı bir tiyatro oluyordu. Tiyatronun böyle bir penceresi de var.
Sizce bir tiyatro oyuncusu ve sinema oyuncusu arasındaki fark nedir? Artı ve eksi yönlerinden bahseder misiniz?
-İyi bir sinema oyuncusu tiyatro oyuncusu olamaz ama iyi bir tiyatro oyuncusu sinema oyuncusu olabilir. Artı eksiden ziyaden bakış açısı önemli, bakış açısıyla değerlendirilmeli. Birileri sinema oyuncusu olmak ister, birileri tiyatro oyuncusu olmak.
Peki, siz sinema oyuncusu olmak ister miydiniz?
-Sinema oyuncusu olmayı isterdim, gelen tekliflerde var ama zamanı olduğunu düşünmüyorum. Ben kendi başıma değil, ekibimle birlikte büyümek istiyorum. Önceliğim Kim Tiyatro Ekibi.
Bir oyuncu eğitmeni olarak şu an sektördeki oyunculuklar hakkında neler düşünüyorsunuz?
-Öncelikli olarak bir oyuncunun eğitimsiz olmaması gerekiyor. En azından neyi neden, niçin yaptığını bilmeli. Bizlerde temel oyunculuk eğitimi verirken bunu anlatmaya çalışıyoruz, profesyonel kişilerden destek alıyoruz.
Eskişehir’deki tiyatro kültürü ve tiyatro toplulukları hakkında ne düşünüyorsunuz?
-Ülkemizde tiyatro konusunda bir önyargı var. Tiyatro elit bir etkinlik olarak algılanabilir. Toplumda daha çok değer gören “popüler” diğer sanat dalları tiyatroyu geri planda bırakıyor olabilir. Ancak iyi tarafından bakalım, unutulmuş bir sanat değil ve içimizde hala tiyatro aşığı gençlerimizin olması umut veriyor. Tabii bizlerde Eskişehir gibi sanat kokan bir şehirde olduğumuz için mutluyuz. Eskişehir’de yepyeni bir konsept getirerek ilk tiyatro kafeyi açtık ve bizden sonra çok sayıda tiyatro kafeler açıldı. Öncülük etmek çok gurur verici, Eskişehir’de birçok yerde eski bir Kim oyuncusu görebilirsiniz. Ancak hiç tiyatro ile tanışmayan binlerce çocuğumuz gençlerimiz var. İşte burada kolları sıvamakta bizlere düşüyor. Bunun içinde çalışmalarımız devam ediyor. Tabii bir de yılların etik kavgası var. Sanat sanat için mi, sanat toplum için mi? Sanatı sanat için, sanatı diri tutmak için yaparsak bu iş o zaman olur.
Geleceğe dair hayalleriniz ve hedefleriniz nelerdir?
-Hayal ve hedef olmadan yaşanılmaz, tabii bizimde Kim Tiyatro Ailesi olarak hayal ve hedeflerimiz var. Eminim bunları gerçekleştirdiğimiz zaman bizimle gelecek tiyatro toplulukları olacaktır.
Halihazırda Eskişehir’de kendinize ait bir kafe ve aynı zamanda sahneniz mevcut. Kafenizin üst katında eğlenceli sohbetler, lezzetli tatlılarınızla gelenleri ağırlarken alt katında sahnenizde oyunlar oynuyor, aynı zamanda eğitimlerde verip gelenleri güldürerek keyifli anlar geçirmesine sebep oluyorsunuz. Bu tiyatro kafe fikri nasıl ortaya çıktı, nasıl hayata geçti?
-Aslında hep hayalimdi, eşimle birbirimizin hayallerini gerçekleştirmek için resmen yarışır durumdayız. Birlikte el ele verdik ve yepyeni bir konsept getirdik Eskişehir’e, çok sayıda tiyatro kafeler açıldı bizden sonra. Öncülük etmek gurur verici, çok fazla kişinin hayatına tiyatro sayesinde dokunduğumu düşünüyorum. Eğitim alan oyuncuların performanslarını sahneleyebilecek kendi alanlarının olması en büyük hayallerimden bir tanesiydi. Birçok var olan ekiplere de ev sahipliği yapmanın haklı gururunu yaşıyorum. Eskişehir bizi çok sevdi, tüm Eskişehir halkına ve tiyatro severlere teşekkürlerimi sunuyorum.
Gizem Şahingil’i tanıdık biraz da Kim’i tanıyalım. “KİM” kimdir, nedir?
-Kim Tiyatro ekibi 12 yıl önce kuruldu. Kurarken tek hayalim benim gibi bu işe gönül vermiş, tiyatroyu içinde yaşatmaya çalışan insanlara ulaşmaktı. Uzun ve yorucu bir yoldu. Bir çok öğrenciye eğitim verdim. 1.000 kişiye yakın öğrencim oldu. Türkiye’nin dört bir yanında yolu KİM’den geçmiş oyuncularımız var. Konservatuvar kazanmış KİM’ler oldu. Gurur duyduk, bu gurur bizi daha da ileriye götürdü.
“Kim Tiyatro Ekibi” ve “Kim Sahne” olarak ne zamandır varlığınızı sürdürüyorsunuz?
-Kim Tiyatro Ekibi 12 yıldır, Kim Sahne ise 4 yıldır varlığını sürdürüyor.
Neden ve nasıl “Kim” ismini almıştır?
-12 yıl önce güzel bir arayış içindeydik. Tiyatro birçok karakteri canlandırabileceğiniz özgür bir alan. Bu karakter özünde “kim” diyerek hareket ettik, karakterlerimizi tanırken “kim” diye sorduk ve “kim” ismini verdik. Karakterin özündeki kişinin kim olduğunu seyircilerin aklına soru işareti bırakmak için adımız “Kim” amblemimiz “Soru İşareti”.
Kim kaç kişilik bir ekiptir? 7’den 70’e eğitim verdiğiniz konuşuluyor
-Kim şu anda 33 tane kim çocuk oyuncusuyla, 50 tane yetişkin kadrosuyla toplam 83 kişidir. Aynı zamanda 36 tane de 60 yaş üstü oyuncusuyla birlikte 2024 yılında 119 öğrenci kapasitesine sahiptir.
Herkes oyuncu olabilir mi?
-Sıkı ve disiplinli bir eğitimden geçmek şarttır. Çok isteyip üzerine hiç düşmeyen emek vermeyen kişiler de gördüm. Bu yüzden hayatımızın her yerinde olduğu gibi bundan da seçme olmalı. Tiyatro sadece metni okumak ve ezberlemek değildir. Emek vermek gerekir. Zoru görüp kaçacak insanların işi değildir diyebilirim.
Kim oyuncusu olmak isteyenler için aradığınız kriterler nedir? Herkes Kim oyuncusu olabilir mi?
-Kim Tiyatro Ekibi seçmelerinde tabii kriterlerimiz var. Öncelikli olarak ekibin dinamiği, ekip ruhunu bozmayacak kişiler arıyoruz. Sadece ezber yapıp sahnede oynamak değil, dekorundan kostümüne, temizliğinden ışığına kadar merak edip bizimle olmak isteyen kişiler önceliğimizdir. Tiyatro sadece sahnede olmak değil bu işin mutfağını bilmektir. Gerekirse kostüm dikecek, gerekirse sahneyi temizleyecek, gerekirse görevli arkadaşını motive edici kişilere ihtiyaç vardır. Bu kriterlere sahip herkes kim oyuncusu olabilir.
Eskişehirde ilk çocuk tiyatro ekibini kurdunuz. Bize çocuk ekibinizden de bahseder misiniz?
-Eskişehir’de birçok tiyatro ve drama anlamında kuruluşlar mevcut ancak biz ilk çocuk tiyatro ekibini kurduk. Doğru yönlendirmeler yapabilmek için onlarda seçmeye tabii tutuldu. Aileler yönlendirmeye açık, anlayışlı kişilerdi. Bazı çocuklarımızı dramaya yönlendirdik. Bizim çocuk ekibini kurarken amacımız çocuk ekibini, çocuklara seyrettirmekti. Çocukların içindeki tiyatro aşkını çıkarmak istedik. Hedefimize de ulaştık, Eskişehir’den çok güzel dönüşler aldık. Bizim amacımız eğitim verip göndermek değildi, çocukları kazanmak için, özgüvenleri arttırmak için yaptığımız bir faaliyetti. Yetişkinlerle, onların desteğiyle birlikte bu iş yapılıyor, dekoru, ışığı, kostümü her şeyi görerek çocuklar içinde büyük bir kazanım oluyor.
Son olarak tiyatro oyuncusu olmak isteyenlere vermek istediğiniz tavsiyeler nelerdir?
-Tiyatro oyuncusu olmak isteyen bir kişinin içinde öncelikli olarak bu işi istediğini bilmesi gerekiyor. Bu bir hobi değil, iş değil bu bir tutkudur. Sorumluluk sahibi kişiler, ekip içinde uyumlu olan kişiler olmaları gerekiyor. Onlara vereceğim tavsiyeler ekip içinde alacağı eğitimi, kimden alacağını iyi seçmeleri gerekiyor. Nerede eğitim alacağı, nasıl projelerde olacağını bilmeleri gerekiyor. Her işin zorlukları vardır, tüm zorluklara göğüs gerecek kişiler olmaları gerekiyor. Bu tiyatro tutkunu kişilerin yanlış yerlerde eğitim alıp tiyatroya küsmemeleri için çok önemli bir etkendir.
Röportaj Direktörü:
Sena ONUR

