Emrah Ablak
“Sevgi, sen kalbinde baharı yaşarsan açan bir çiçektir.”
Emrah Ablak kimdir? Bahseder misiniz? Geçmişte kurduğunuz hayalleri mi yaşıyorsunuz yoksa şu an tamamen farklı bir hayat mı sürdürüyorsunuz?
-1972’de Zonguldak’ta doğdum. Babam Zonguldak’ta maden mühendisiydi. Henüz çok küçükken babam Karabük Demir-Çelik Fabrikası’nda çalışmaya başladı. Ben de hâliyle onunla beraber Karabük’e gittim tabii. Bartın’da anneannem yaşıyordu. Senenin 3-4 ayını onun yanında geçirirdim. Sonraları yine babamın işi nedeniyle onunla beraber Sivas’a geldim. İlkokulu orada okudum. Üniversiteden makine mühendisi olarak mezun oldum fakat okulun henüz birinci senesindeyken karikatürist olmak istediğimden dolayı Avni dergisine karikatür götürmeye başladım. Daha sonrasında da gazete, mizah dergileri, aylık dergiler derken yaklaşık 40 tane dergide 34 yıl boyunca çalıştım ve emekli oldum.
Sizi mühendislikten karikatüristliğe sevkeden ne oldu, hayatınız nasıl bu yöne evrildi?
-Aslında mühendislik kısmına cevap vermek gerekirse birinci nedeni çocukluğumun mühendislerin arasında geçmesi diyebilirim. Diğer neden ise üniversite tercihlerimin arasına babamın isteği üzerine tek mühendislik tercihi olarak makine mühendisliği yazmış olmamdı. Bu bölümü kazanmam bana da sürpriz olmuştu, beklemiyordum açıkçası. Karikatüristlik kısmına gelince de şöyle bir durum var küçükken çok yer gezdiğim için oynayacak arkadaşım olmadı. Böyle bir durumda illaki oynayacak bir şey bulmak durumunda kalıyorsun. Kalem kâğıdın da çocuk için dünyanın en güzel oyuncağı olduğunu düşünüyorum.
İlhama ve tecrübeye dayalı soyut bir iş yapıyorsunuz. Bir çizer olmaya karar verdiğiniz süreçte malzemenizin, üretiminizin duraksayıp işinizi sekteye uğratmasından korktunuz mu? Böyle bir durumla sık karşılaştığınız bir dönem oldu mu hayatınızda?
-Her karikatüristin çocukluğundan getirdiği travmalar, korkular, ilk karşılaşmalar var. Bütün işi yapan da aslında bunlar. Bunların bilinçaltında açığa çıkmasıyla oluşturur eserlerini. Her karikatüristin taze bir dönemi vardır. O dönem de yapmak istediği her şeyi yaptığı dönemdir ve sonrasında da kendini tekrar eder diyebiliriz. Profesyonel olarak işine devam etmek isteyebilir tabii ki fakat aslında onun kendisiyle ilgili yolculuğu tamamlanmıştır artık. Kendim için konuşacak olursam da ben yaptığım işleri sürekli çeşitlendiren, değiştiren biriyim. Karikatür çiziyorum, yazıyorum, çizgi roman yapıyorum, dijital olarak uğraştığım bazı işler var. Bu yüzden de şimdiye kadar böyle bir sıkıntı yaşadığımı pek söyleyemem.

Şimdiye kadar çok güzel işler yaptınız ve bildiğimiz kadarıyla bir süredir bira nimasyon üzerinde çalışıyorsunuz. Bize bu süreçten bahsedebilir misiniz?
-Keyifle ilerlediğimizi söyleyebilirim. Şuanda iki tane animasyon projesi yürütüyoruz. Bunlardan bir tanesi de 3D tarzında. Bu projedeki bir amacımız da dergilerdeki o çizgilerin tadını dijital ortama taşıyabilmek.
Animasyondan bahsetmişken sizin gibi büyük bir ustanın en sevdiği animasyon nedir?
-Bunun aslında çizen kişiden ziyade okuyucuya sorulacak bir soru olduğunu düşünüyorum. Ben yapılan işleri kendi açımdan daha teknik bir bakış açısıyla değerlendiriyorum çünkü çok uzun zamandır bu işi yapıyorum. İçinde emek olan bütün işleri de beğeniyorum.
Çizerliğinizin haricinde aynı zamanda gezgin ruhlu birisiniz. Hangi şehirleri, ülkeleri gezme fırsatınız oldu?
-Eşimle beraber bütün Güney Amerika’yı gezdim. Motosikletle Türkiye’yi gezdim. Suriye’yi, İran’ı, Ürdün’ü, Lübnan’ı dolaştım. Orta Doğu’yu da baya bir gezdim aslında. Bülent Üstün’le Hindistan’a gidip gezme fırsatımız oldu.Ailemle birlikte Balkanları gezdik, oradan İtalya’ya gittik. Yine de çok da gezdiğimi söyleyemem.
Gezdiğiniz yerler arasından en beğendiğiniz yer neresiydi?
-Tarihi bir şeyler görmek istiyorsanız Petra bence dünyadaki en gösterişli yerlerden birisi. Eğer ki plajı, kumsalı, tabiatı olan güzel bir ülke olsun derseniz de Kolombiya derim. Orada Karayipler’e bakan Tayrona Milli Parkı vardır. Müthiş bir yerdir, en güzel yerlerden biri orasıydı. Avrupa’dan bir şehir söyleyecek olursam Barcelona derim. Orada yabancı olduğunuzu da hissettirmiyorlar size. Türkiye’den de Kelebekler Vadisi’ni tatil yapmak isteyenler, tatile çıkanlar için çok güzel bir yer olarak önerebilirim. Şahsen oradan daha güzel bir yer görmedim.
Son olarak şunu sormak istiyoruz. Senelerini bu işe vermiş biri olarak çizim yapmaya başlamak isteyenlere ne tavsiye edersiniz?
-Çizme isteği aslında insanın içinde şiddetli bir arzu olarak ortaya çıkar. Bunu şöyle anlatabilirim: Genç yaşında bir partide herkes deliler gibi eğlenirken ve ortama uyum sağlayıp eğlenme fırsatın varken sen bir an önce bir bahane uydurup evine gidip sadece çizmek istiyorsun. O hissiyatı bu şekilde tarif edebilirim. Bir insanın içinde bu duygu, bu hissiyat varsa ona tavsiye vermeye, yol göstermeye gerek yok. O zaten kendi yolunu yaratacaktır. Ama tabii bu, içinde o duygu olmayan birisi yapamaz anlamına gelmiyor. Yine yapabilir ama korkunç bir disiplin gerekiyor. Dışarıdaki uyaranlara “hayır” deyip “Ben masa başında oturacağım.” diyebilmesi lazım. İş, öyle bir iş.
Röportaj Direktörü:
Havva İrem KARADUMAN

