Defne Ongun Müminoğlu
“Yazı ve yazar yazdıkça gelişir, değişir.”
Hayvanseverliği ve aktif bir yaşam tarzıyla tanınan bir yazar ve eğitimci. Çocukların eğitimine ve kültürel gelişimine odaklanan birçok faydalı projeye imza atmış ve ödüller kazanmış bir isim. Çocuk edebiyatına olan katkıları ve sosyal sorumluluk projeleriyle tanınan Ongun, gelecekte Türkiye’nin eğitim ve kültür alanında daha ileri bir seviyeye gelmesini hedefliyor.
Defne Ongun Müminoğlu kimdir diye sorsak, kendinizi nasıl tanımlarsınız?
-Öncelikle şunu söylemeliyim ki iflah olmaz bir hayvanseverim. Bu yönüm çocukluğumdan beri geliyor, hayvanları çok seviyorum. Mersin’de büyüdüğüm ve babamda ziraatla meşgul olduğu için bahçe, doğa içinde olmaya çok alışığım. Hem akademik hem de sonrasındaki iş hayatımda hep aktif iş, proje ve ortamlar tercih ettim. Bu yönümü hala koruyorum. Monotonluğa gelemem. Kendime dönüp baktığımda özellikle sosyal konularda hep koşturan bir kadınım. Çerçevem bu şekilde…
Geçmişte kurduğunuz hayalleri mi yaşıyorsunuz yoksa şu an tamamen farklı bir hayatmı sürdürüyorsunuz?
-Çocukluk hayalim veteriner olmaktı. Aslında büyüme sürecinde hayallerimi çok da analiz ettiğimi düşünmüyorum. Bunun sebebi belki de daha küçük ve samimi bir şehirde büyümek gibi etkenler doğrultusunda mutlu bir çocukluk geçirmem de olabilir. Fakat aklımdaki her şey birilerine ve bir şeylere faydalı olmak niyetini güdüyordu diyebilirim.
İnternet siteniz ‘’Defne’nin Kitaplarını’’incelediğimde çeşitli dernek ve vakıflarda özellikle de deprem bölgesinde yaptığınız birbirinden faydalı ve güzel işleri gördüm. Ayrıca çok güzel ödüllere ve başarılara da imza atmışsınız. Sizi bu faaliyetleri yapmaya, çocuklar için yazmaya yönlendiren şey ne oldu?
-Aslında konu yine faydalı olmaya geliyor sanırım. Ülkemizde özellikle büyük şehirlerde belirli kitleler kitap ve içeriklere ulaşma konusunda çok şanslılar. Fakat Anadolu ve küçük yerlerde çocukların böyle bir imkanları yok. Sebebi bazen sosyal ve maddi sebepler olabiliyor. Ben her zaman “alamayana kitapları nasıl ulaştırabiliriz’’ diye düşündüm. Dolayısıyla bu konuda her türden faydalı projelerde aktif ve birebir içinde olmaya çalıştım.
Yazma serüvenine başlama aşamasında, bir çoğumuzun gençlik döneminin en başında okuduğu sevgili İpek Ongun’un kızı olmak sizi teşvik etti mi? Yazar olma yolunda annenizin rolü ne oldu?

-Direkt olarak değil. Ablam da ben de “İpeğin kızları’’ olarak büyüdük. Fakat benim büyüdüğüm dönemde televizyon, cep telefonu yoktu dolayısıyla insanların meşgalesi kitap üzerineydi. O yüzden evimizde de kitap sohbetleri olur ve önümde de hikâye, kitap yazan bir anne imajı vardı. Dolayısıyla mutlaka etkilemiştir diye düşünüyorum ama hiçbir zaman “annem gibi yazar olacağım’’ demedim.
Geleceğe dönük hayal ve projeleriniz neler? Öncekiler gibi projeleriniz var mı?
-Samimiyetle söyleyebilirim ki önümdeki ve en büyük hayalim Türkiye’nin hak ettiği şekilde eğitim ve kültür anlamında daha ileri bir seviyeye gelebilmesi ve benim bunda payım olması. Özellikle de yeterli sosyal ve eğitim olanaklarına sahip olmayan, ulaşamayan gençler ve çocukların bu projelerden faydalanması.
Çocuk Edebiyatı, çocuğun karakter ve gelişiminde etkisi olan oldukça önemli bir alan. Peki sizin için Çocuk Edebiyatının olmazsa olmaz unsuru var mıdır ve nedir?
-Bence olmazsa olmazı olumlu mesajlar vermesidir. Tabii ki yaş aralığına göre resimli,resimsiz, renkli vs. olmak üzere karakterler aracılığıyla ufak ufak mesajlar vererek hitap etmek önemli. Fakat kişi o kitabı bitirdiğinde keyifli hissetmelidir diye düşünüyorum.
Bugünkü bakış açınızla ilk yazılarınızı nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Tıpkı spor yaptıkça gelişen kas gibi, insan da yazı yazdıkça daha farklı şekillere bürünüyor. Sonradan eski yazılarınıza dönüp baktığınızda “Ben bu yazıyı şimdi daha iyi yazabilirim’’ diye düşünüyorsanız bence bu geliştiğiniz anlamına gelir. Yazı ve yazar yazdıkça gelişir, değişir.
Kitaplarınızı yazarken ilham aldığınız yazar veyahut kitaplar var mı?
-Benim gençlik dönemimde daha popüler olan Amerikalı yazar Judy Blume’u çok severim. Kendisi hikâye ve romanlarını gençler üzerine yazar. Bu kitaplarda problemler vardır fakat çözümler de vardır. Onun anlatım ve yaklaşımını çok seviyorum. Severek okuduğum başka kitap ve yazarlar da var tabii…
Annenizle birlikte üzerinde çalıştığınız ‘’Okumak istemeyen Otti’’ kitabınızyayımlandı. Bir yazar olarak İpek Ongun ile çalışmak size nasıl hissettirdi?
-Annem ve ben çok eğlendik. Onun için de daha küçük yaş kitlesine hitap eden bir proje üzerinde çalışmak bir ilk oldu. Birlikte çalışırken kitapta tek bir dil akışı olması gerektiğinden sorumluluk dağılımı alarak ilerledik ve bu süreç çok renkli oldu.
Son olarak, taze yazarlara önerileriniz nelerdir?
-Eğer ki bir hikaye yazdılar ve daha henüz basılmadı, bir yayınevi arayışı içerisindelerse dışarıdan güvendikleri birkaç arkadaşlarına eseri okutmalarını ve fikir almalarını öneririm. Herkes için kendi yazdığı içerik çok kıymetli fakat bazen dışarıdan birinin söyleyeceği şey oldukça ufuk açıcı olabiliyor. Ayrıca hemen kitap yazarak değil de örneğin blog yazarak veya bir editör olarak yayınevine girip sindirerek ve keyifli şekilde ilerlemek de bir yöntem olabilir diye düşünüyorum.
Röportajı Hazırlayanlar
Ceyda ATAY – Almila Sare YÜKSEL

